|
|
Anasayfa » Gözlem Manşet
100 milyarlık fırsat pazarı
05 Mart 2010, 16:51
AB Uyum Yasaları çerçevesinde başlaması planlanan uygulamalar, pek çok sektörde yeni pazarların kapısını açtı. Yeni düzenlemelerin yarattığı iş hacmi 100 milyar lirayı buluyor..
Türkiye’nin Avrupa Birliği girişimi ve birliğin giriş için koyduğu koşullar peç çok sektör için can simidi oldu. “Uyum Yasaları” başlığı altında çıkartılan yönetmelikler, sosyal hayatta yeniliklerin kapısını açarken yenilenen standartları nedeniyle üretim ve hizmet sektöründe de yeni pazarların kapısını açıyor. Araçlara 300 bin çocuk koltuğu 1 Haziran 2010’da başlayacak uygulama ile taşımacılıkta kullanılan tüm araçlarda çocuk koltuğu zorunlu kılınıyor. Yeni pazarın 45 milyon liralık bir hacme ulaşması bekleniyor… İçinde çocuk bulunan tüm araçlarda güvenlik koltuğu bulundurma zorunluluğu 1 Haziran 2010’da başlıyor. Uygulamanın taksi, dolmuş, okul servisi ve şehirlerarası yolcu taşımacılığında kullanılan tüm araçları kapsaması, çocuk oto koltuk pazarının 10 kat büyüyerek 300 bin adede ulaşmasını sağlayacak. Pazarın yıllık hacmi 4.5 milyon liradan 45 milyon liraya çıkacak. Yılda 1 milyon 400 bin bebeğin dünyaya geldiği Türkiye’de, 1 Haziran 2010’dan itibaren içinde çocuk bulunan tüm motorlu taşıtlarda güvenlik koltuğu bulundurma zorunluluğu getiriliyor. Bu da yıllık satış adedi 30 bin olan çocuk oto koltuk pazarının bir anda 10 kat büyüyerek, 300 bin adetlere ulaşmasını sağlayacak. Bu da, pazarın yıllık hacminin 4.5 milyon TL’den 45 milyon TL’ye çıkmasına yol açacak. Trafik ceza kesecek Avrupa Birliği’ne uyum çerçevesinde çıkarılan yeni Trafik Yönetmeliği, 1 Haziran 2010’dan geçerli olacak ve cezai yaptırımları beraberinde getirecek. Boyu 135 santimetrenin, ağırlığı da 36 kilogramın altındaki (12 yaş) çocukları kapsayan oto çocuk koltuğu bulundurma zorunluluğuna uymayanlar, trafik kontrollerinde 55 TL’den başlayan para cezalarını ödemek zorunda kalacak. Uygulama taksi, dolmuş, servis gibi şehiriçi ve şehirlerarası yolcu taşımacılığında kullanılan tüm araçları da kapsayacak. 70 TL’den başlıyor Pazarın ilk etapta hızla büyümesine, özellikle 18 bini İstanbul’da olmak üzere toplam 90 bin taksi, yine 6 bin 200’ü İstanbul’da bulunan 20 bin hatlı minibüs ve okul öncesi eğitim gören 950 bin öğrencinin taşınmasını üstlenen 33 bin servis aracı neden olacak. Bu koltukların fiyatı 70 liradan 1300 liraya kadar ulaşıyor. Ölümlü kazalar azalıyor Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre, doğumdan itibaren çocuk oto güvenlik koltuğu kullanımının zorunlu olduğu gelişmiş ülkelerde trafik kazalarında çocuk ölüm oranı yüzde 3’lere geriliyor. Yasal zorunluluk olmayan ülkelerde ise yüzde 46’lara kadar çıkıyor. Bu oto koltukları doğru kullanıldığı taktirde kaza sırasında ölümlerin yüzde 71 azalmasına yol açıyor. Bir bebek doğumundan itibaren 36 kilogram oluncaya kadar (12 yaş) 3 farklı oto güvenlik koltuğuna ihtiyaç duyuyor. Bunlardan ilk grup, 9 aya kadar olan bebekleri kapsıyor. Bu koltukların otomobilin arka koltuğuna, bebeğin yüzü sürüş istikametinin tersine gelecek şekilde bağlanması gerekiyor. 9 aylıktan 3.5 yaşa kadar kullanılan ikinci grup çocuk oto güvenlik koltukları ise sürüş istikametine doğru aracın koltuğuna yerleştirilmesi gerekiyor. 3.5 yaş ile 12 yaş arası çocukların kullandığı güvenlik koltukları da çocuğun doğrudan aracın emniyet kemerlerine bağlanmasını sağlıyor. 50 bin akaryakıt tankeri yenilenecek Şu anda Türkiye’de kullanılan 55 bin tankerden 50 bini Karayoluyla Tehlikeli Madde Taşımaya İlişkin Yönetmeliği’ne uygun değil. 50 bin tankerin 1 Ocak 2011 tarihinde yürürlüğe girecek yönetmeliğe uygun hale getirilmesi için gereken harcamalar 7 milyar doları buluyor… Önümüzdeki yıl başında yürürlüğe girecek olan Tehlikeli Maddelerin Karayolu ile Taşınmasına İlişkin Avrupa Anlaşması, yönelik "ADR" konvansiyonu ile Türkiye'deki yaklaşık 50 bin adetlik akaryakıt tankeri filosu yenilenecek. Türkiye'deki 55 bini aşkın tehlikeli madde taşıyıcısı tankerin 50 bin kadarı önümüzdeki yıldan başlayarak yerini daha emniyetli standartlara uygun araçlara bırakacak. Karar, bu yıl başında yürürlüğe girmesi öngörülen ancak, uygulaması bir yıl ertelenen mevzuat değişikliğine dayanıyor. Kısa adıyla ADR Konvansiyonu olarak anılan uluslararası düzenlemeye paralel hazırlanan yönetmelik 2009 yılbaşında yürürlüğe girmesi gerekirken, Ulaştırma Bakanlığı yürürlüğe giriş tarihini 1 Ocak 2010'a öteledi. Uygulama ile Türkiye'deki yaklaşık 50 bin adet akaryakıt tankeri ADR şartlarına ve diğer Avrupa Normlarına uygun hale gelecek. Yeni yönetmeliğin, yılda ortalama 20 milyon ton tehlikeli maddenin karayolu ile taşındığı Türkiye'de ADR'yi özendirme adına büyük bir önem taşıdığı belirtiliyor. Kararın uygulamaya girmesiyle birlikte araçların tanklarının ADR'ye uygun hale getirilmesi zorunlu olacak. Türkiye'de ortalama 2 bin 500 adet LPG tankeri, 50 binin üzerinde de akaryakıt tankeri bulunuyor. Yurtiçi taşımalarda kullanılan bu tankerlerin yüzde 90'ndan fazlası ADR şartlarına ve diğer Avrupa normlarına uygunluk taşımıyor. ADR nedir? Tehlikeli Maddelerin Karayolu ile Taşınmasına İlişkin Avrupa Anlaşması (European Agreement Concerning the International Carriage of Dangerous Goods by Road) olan "ADR", Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonu girişimi ile 30 Eylül 1957 tarihinde yürürlüğe girdi. Bu tarihten itibaren günümüze kadar bazı değişiklikler yapılan anlaşmanın son hali 1 Ocak 2003'te yayınlandı ve 1 Temmuz 2003'te uygulamaya geçti. 2007'de üye olan Malta ile anlaşmaya taraf olan 43 Avrupa ülkesi var. ADR, taşımacılığın güvenli yapılabilmesi için konulmuş standartlar zincirini düzenliyor. Bu standartlara uygunluğun akredite olmuş kuruluşlar tarafından belgelendirmesi gereği yine ADR kuralının bir parçası. Temel amacı tehlikeli maddelerin güvenli bir şekilde naklinin sağlanması olan ADR ile ayrıca, tehlikeli yüklerin sınıflandırılması, şartların belirlenmesi, güzergâhların ve park yerlerinin belli kriterlere uygun hale getirilmesi de hedefleniyor. ADR maliyetleri Petrol Sanayii Derneği (PETDER), taşımacılıkta kullanılan akaryakıt ve LPG araç parkının ADR'ye uyumlu şekilde tamamen değişmesinin maliyetinin 7 milyar dolar’ın üzerinde olduğunu hesapladı. Türkiye'de bu uyum sürecinin 10 yıldan fazla olmasını öngören PETDER, Türkiye'de yılda 22 milyon tonun üzerinde petrol ürününün karayoluyla taşındığını, bunun da yılda en az 2 milyon tankerin yollarda dolaşması anlamına geldiğini açıkladı. Binalardaki yalıtım ve enerji anlayışı değişiyor Enerji Performans Yönetmeliği ile inşaat sektöründe anlayış değişiyor. Isıtma dahil olmak üzere yalıtım ve danışmanlık hizmetlerini de içeren yeni uygulama ile 50 milyar liralık bir pazar açılıyor… Bayındırlık ve İskan Bakanlığı’nın 5 Aralık 2008’de yayımladığı ve 1 yıl sonra yürürlüğe girmesini öngördüğü binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği, 5 Aralık 2009 tarihinde uygulamaya konuldu. Yönetmelik, pek çok konuda yeni uygulamaların yolunu açarken, yeni işkolları yaratılmasını zorunluluğunu da beraberinde getiriyor. Söz konusu yönetmelik taslağında, "Enerji kimlik belgesi vermeye yetkili kuruluşlar ile denetleme kuruluşları" adı altında kapsamlı bir bölüm yer alıyor. Buna göre, bünyesinde bu konuyla ilgili yetki belgesi almış, Serbest Müşavir Mühendis belgesi sahibi en az 1 makina mühendisi bulunduran kurum ve kuruluşlar, Bakanlıkça yeni yapılacak binalara Enerji Kimlik Belgesi vermeye yetkili kuruluş sayılacak. Bu alanda eğitim almış en az 1 mühendis veya mimar bulunduran Enerji Verimlilik Danışmanlık Şirketleri de mevcut binalara enerji kimlik belgesi vermeye yetkili kuruluş kabul edilecek. Söz konusu kuruluşların çalışma yöntemleri ve denetleme kuruluşlarının yapısıyla ilgili esasların da belirlendiği taslakta, "enerji kimlik belgesi" düzenlemesi için mevcut yönetmelikte bin metrekare olarak öngörülen koşulun, 250 metrekareye çekilmesi de öngörülüyor. Alternatif enerjiler Taslağa göre, ayrıca yeni yapılacak her türlü binada ısıtma, soğutma, havalandırma, sıhhi sıcak su, elektrik ve aydınlatma enerjisi ihtiyaçlarının tamamen veya kısmen karşılanması amacıyla hidrolik, rüzgar, güneş, jeotermal, biyokütle, biyogaz, dalga, akıntı enerjisi ve gel-git gibi fosil olmayan enerji kaynaklı sistem çözümleri tasarımcılar tarafından rapor halinde ilgili idarelere sunulacak. İlgili idare, proje aşamasında bu raporda sunulan sistem çözümlerinin uygulamasını dikkate alacak. 1 Ocak 2013 tarihinden sonra yapılacak binalarda, toplam enerji ihtiyacının yüzde 5’inin yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanması esas olacak. Yönetmeliğe uymayana ruhsat yok Yönetmelik, ana hatlarıyla binalarda enerji performansı kriterlerini, uygulama esaslarını belirliyor ve çevrenin korunmasını esas alıyor. Yeni bina tasarımlarında ve mevcut binaların önemli tadilat projelerinde, mekanik ve elektrik tesisat değişikliklerinde yönetmelik esasları gözönüne alınacak. Binanın mimarı, mekanik ve elektrik projeleri diğer yasal düzenlemelerin yanında enerji ekonomisi açısından yönetmelikteki şartlara uygun değilse yapı ruhsatı verilmeyecek. Projeye göre uygulama yapılmadığının tespiti halinde de eksiklikler giderilinceye kadar yapı kullanım izin belgesi tanzim edilmeyecek. Düzenleme, ısı yalıtım projesi zorunluluğu getiriyor. Yönetmelik uyarınca TS 825 standardına göre, yetkili makina mühendisi tarafından hazırlanan "ısı yalıtımı projesi", yapı ruhsatı verilmesi safhasında tesisat projesiyle birlikte ilgili idarelerce istenecek. Isıtma sistemleri tasarım hesapları da TS 2164 standardına göre yapılacak. Yeni inşa edilecek binalarda toplam kullanım alanı bin metrekarenin üzerindeyse merkezi ısıtma sistemi zorunlu olacak. Yönetmelikte "ısıtma ve soğutma sistemlerinin tasarımı"nın yanı sıra, "havalandırma ve iklimlendirme sistemleri tasarımı", "sıhhi sıcak su hazırlama ve dağıtım sistemleri", "elektrik tesisatı ve aydınlatma sistemleri" ile "yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımı ve kojenerasyon sistemleri"ne yönelik esaslar da belirlendi. Enerji kimlik belgesi Yönetmeliğin getirdiği önemli değişikliklerden biri de "enerji kimlik belgesi" olacak. Binanın enerji ihtiyacı, enerji tüketim sınıflandırması, yalıtım özellikleri ile ısıtma-soğutma sistemlerinin verimiyle ilgili bilgileri içeren belge, "enerji kimlik belgesi vermeye yetkili kuruluş" tarafından hazırlanacak ve ilgili idarece onaylanacak. Enerji kimlik belgesi, yeni binalar için yapı kullanma izin belgesinin "ayrılmaz parçası" olacak. Mevcut binaların da 10 yıl içinde belgeyi temin etmesi gerekecek. Belge, toplam kullanım alanı mevcut yönetmelikte bin metrekare, üzerinde çalışma sürdürülen taslağa göre de 250 metrekareden büyük binalar için düzenlenecek. Enerji kimlik belgesine bakarak bir kişi oturacağı evde kadar enerji tüketileceğini de anlayabilecek. Böylece ev satın alırken veya kiralarken yalıtımdaki eksikliklerin tespiti mümkün olacak. Balıkçı teknelerine soğutuculu depo şartı 16 Şubat 2010 tarih ve 27495 sayılı Resmi Gazete de yayınlanarak yürürlüğe giren yönetmelik; su ürünlerinin elde edilmesinden ilk satışa sunulmasına kadar olan süreçte su ürünleri avcılığı veya yetiştiriciliği yapacak balıkçı gemileri ve çalışanlarıyla ilgili hijyen kurallarına ilişkin usul ve esaslarını belirledi. Sekiz metreden büyük balıkçı teknelerini kapsayan yönetmelik gereğince, balıkçılar ekipman ve hijyen kuralları konusunda belirlenen standartlar çerçevesinde çalışacak. Su ürünlerinin temas edeceği yüzeyler, düz, temizlenmesi kolay, aşınmalara dayanıklı, toksik olmayan uygun malzemeler ile değiştirilecek. Su ürünlerini yirmi dört saatten fazla süre ile gemide depolayacak balıkçı teknelerinde, belirtilen sıcaklıklarda su ürünlerinin muhafazasını sağlayacak depolar, tanklar veya konteynırlar bulundurulacak. Yeni yönetmeliğin uygulamaya konmasında sonra bu sektörde de depo üreticileri ve soğutucu firmaları için yeni bir pazar açılmış oldu. Hurda araçlar için tesisler kurulacak Çevre Bakanlığı'nın hurda indiriminin önünü açacak 'Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü' hakkındaki yönetmeliği yürürlüğe girdi. 2010 sonuna kadar Türkiye'de hurda toplama ve ayrıştırma tesisleri kurulacak. Yeni yönetmelikle, hem 120 milyon dolarlık yatırımın önü açılıyor, hem de yüzde 85 oranında geri kazanım sağlanıyor. Uygulamanın bir diğer yönü de 16 yaş üstü araçların yenilenmesi ile oluşacak pazar… Otomotiv sektörünün heyecanla beklediği Çevre ve Orman Bakanlığı'nın "Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü" hakkındaki yönetmeliği yürürlüğe girdi. Uzun zamandır beklenen "hurda araç teşvikinin" önünü açan yönetmelik sayesinde lisanslı geçici depolama, işleme ve geri kazanım sistemleri kurulacak, yeni istihdam kapısı açılacak. ÖTV ve KDV indirimi kalktığı için 2010 yılından umudunu kesen otomotivcilerin de yönetmelik sayesinde 16 yaş üzerindeki araçların yenilenmesi konusunda umutları arttı. Çevre ve Orman Bakanlığı'nın 30 Aralık'ta resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren yönetmeliğine göre 2010 sonuna kadar Türkiye'de hurda araç toplama ve ayrıştırma tesisleri kurulacak. 2011'den itibaren de otomotiv atıklarında "çevreci" bir sisteme geçilecek. Çevre Bakanlığı yetkilileri, 2020 yılına kadar Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde 23 hurda işleme tesisinin oluşturulmasını öngördüklerini belirterek, bu tesislerin lisans işlemlerinin de kendi yetkilerinde olacağını belirttiler. Yetkililer, Avrupa Birliği'nin (AB) 2000 yılında hazırladığı "Hurda taşıtları yönetimi direktifine" uygun hazırlanan yönetmeliğin hurda araçların son sahibinden maliyetsiz geri alınması, lisanslı toplanması, parçalama ve geri kazanma sistemlerinin kurulması ve hurda araçların en az yüzde 85 oranında geri kazanılmasını içerdiğini kaydetti. İhale yapılmayacak Yetkililer, ülkemizde bugüne kadar yılda yaklaşık 50 bin aracın hurdaya çıktığına dikkat çekti. Avrupa'da hurdaya çıkan araç sayısının yılda 1.2 milyon adedi geçtiğini, tüm ülkelerde bu sistemin uygulandığını kaydeden yetkililer şu bilgileri verdiler: "Hurdaya çıkacak araçlar artık bu yıl sonuna kadar kurulması planlanan hurda ve ayrıştırma tesislerinde toplanıp hem çevreyi hem ekonomiyi koruyacaklar. Bugüne kadar yapılan uygulamalarda hiçbir denetime tabi olmayan hurdaya ayrılan araçlar bir mayın gibi hem çevreyi hem de ekonomiyi zarara uğratıyorlardı. Bu araçlardan çıkan parçalar, kimyasallar denetimsiz şekilde kullanılıyordu. Kurulması hedeflenen toplama ve ayrıştırma tesisi yatırımlarının her biri için sektöre 10 milyon doların üzerinde bir yatırım maliyeti olmasını öngörüyoruz. Hurda araçların toplanması konusunda Türkiye'deki üreticiler sorumluluğunda bir sistem ortaya koyuyoruz. Oluşan araç hurdasının otomotiv üretici veya distribütörleri üzerinden toplanmasını hedefleyen bir sistemin kurulması için onlara sorumluluk verdik." Yönetmeliğe göre hurda araç depolama alanları veya ayrıştırma tesisleri için ihale yapılmayacak. Hurda toplama ve ayrıştırma yapmak yönetmeliğin getirdiği kriterlere uygun tesis yapmaları durumunda Çevre Bakanlığı'ndan lisans alabilecek. Bugüne kadar İstanbul, Ankara, İzmir ve Kocaeli'ndeki bazı girişimciler bu tesisleri kurmak için Bakanlığa müracaat ettiler. ODD’nin araştırmalarına göre Türkiye karayollarında 16 yaş ve üzeri 2.1 milyonu otomobil olmak üzere 3 milyon civarında araç bulunuyor. ODD, bu araçların geri dönüşüm yoluyla ekonomiye kazandırılması ile 50 bin yeni araçlık bir pazarın açılmasını öngörüyor.
Bu haber 15663 defa okunmuştur.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları yazara aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek kullanılabilir.
 |
Gözlem Manşet |
 |
|
|
|
|
Yerel Gözlem Haberleri
Yazarlar
|
O gün 'Hayır' demiştim!Askeri Şura toplantısı..Bal tutanlar..Nasıl bir CHP!..Makyavelizm ve La FontaineYeni yıl dileklerinde ne durumdayız bir bakalımAnayasa Mahkemesi Kararı-2Turizmde yanlışlar ve doğrular..Sadun Boro gerçeğiTürkiye'nin AB macerası üzerine bir öykü denemesi..Masum Türker, Başbakan olmak için cezaevine girecekİhracatçılarımızın kaygıları haklıdırYargıda asıl yapılması gerekenGenç girişimciler kura faize değil talebe bakıyor29 Temmuz 201023 Temmuz 201023 Temmuz 201023 Temmuz 201023 Temmuz 201023 Temmuz 201023 Temmuz 201023 Temmuz 201023 Temmuz 201023 Temmuz 201023 Temmuz 201016 Temmuz 201016 Temmuz 201003 Ocak 2010 |
|
|