Dolar (Alış: 1.5031 TL - Satış: 1.5103 TL)  |  Euro (Alış: - 1.955 TL - Satış: 1.9644 TL)  |  Sterlin (Alış 2.3431 TL Satış: 2.3553 TL)

Çok Okunanlar

Geleneksel Gıdalar standarda uyarsa yaşayacak

Geleneksel Gıdalar standarda uyarsa yaşayacak

Tarih 10 Mart 2010, 13:57 Editör


SETBİR Genel Sekreteri Melek Us, "Kokoreç dahil pek çok geleneksel ürünümüz AB standartlarında üretilmiyorsa AB'ye girdiğimizde yok olacak. Sağlıklı ve uygun koşullarda üretildiği sürece ise kokorecimiz ve geleneksel ürünlerimiz bizim olmaya devam edecek" dedi.

 

 

Kokoreç, ayran, salça, boza, şalgam gibi geleneksel gıda ürünlerinin tatlarını ve özelliklerini kaybetmeden AB standartlarında üretilmesinin mümkün olduğunu söyleyen SETBİR Genel Sekreteri Melek Us, “Kokoreç dahil pek çok geleneksel ürünümüz AB standartlarında üretilmiyorsa AB’ye girdiğimizde yok olacak. Sağlıklı ve uygun koşullarda üretildiği sürece ise kokorecimiz ve geleneksel ürünlerimiz bizim olmaya devam edecek” dedi.

SPES GEIE TRUEFOOD Koordinatörü ve İtalya Gıda ve İçecek Dernekleri Federasyonu Direktörü Danielle Rossi ise, Geleneksel ürünlerinin devamlılığının sağlanması için olmazsa olmaz koşulun hijyen olduğuna dikkat çekerek, “Geleneksel gıdalar geçmişten gelen bir mirastır. Bunun da korunması gerekir. Geleneksellik hiçbir zaman innovasyona karşı değildir. İkisinin el ele verip birlikte düşünülmesi gereklidir” diye konuştu.

AB uyum sürecinde en çok tartışılan konulardan birisi olan “Gıda Güvenliği ve Geleneksel Gıda Ürünlerinin akıbetinin ne olacağı?” konusu Türkiye Süt, Et, Gıda Sanayicileri ve Üreticileri Birliği’nin (SETBİR), 4 yıldır 10 AB üye ülkesi Gıda Federasyonları (İtalya, Fransa, Danimarka, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, İspanya, Belçika, Portekiz, Yunanistan, Avusturya) ile birlikte yürüttüğü TRUEFOOD projesinin İstanbul’da gerçekleştirilen son toplantısında açıklandı.

“Geleneksel gıdalarımız AB standartlarında üretilebilir mi? Kokoreç AB Standartlarında üretildiği zaman bizim kokorecimiz olmaya devam edebilecek mi? Silivri Yoğurdu için bir standardımız olmalı mı?” gibi soruların cevaplarının verildiği toplantıda TRUEFOOD Projesi kapsamında et ve süt sektörlerinde geliştirilen uygulanabilecek sonuçlar, SPES GEIE TRUEFOOD Koordinatörü ve İtalya Gıda ve İçecek Dernekleri Federasyonu Direktörü Danielle Rossi ve SETBİR Genel Sekreteri Melek Us tarafından anlatıldı.

AB’ye uyum sürecinde en önemli halkalardan biri olan Gıda Güvenliği kapsamında yayınlanan yönetmelikler piyasada yerleşmiş pek çok alışkanlığı değiştiriyor. 30 Mart 2005 tarihinde Resmi Gazete’de yürürlüğe giren yönetmelik uyarınca açıkta satılan ayran, boza, şalgam, salça, yoğurt gibi geleneksel gıdalar ambalajlanmalı ve ambalaj üzerinde üretim bilgisi içeren etiketler kullanılmalı.

Us: “İtalya’da 4 bin adet geleneksel ürün var”
SETBİR Genel Sekreteri Melek Us, geleneksel gıda ürünleri yönünden sahip olduğu çeşitliliğin Türkiye’nin en büyük zenginliği olduğunu belirterek, “AB’yi oluşturan ülkelerde de tıpkı bizim gibi geleneksel gıda ürünleri mevcut. AB ülkelerinde geleneksel ürünleri korumak amacıyla bölgesel veya yerel mevzuatlar bulunuyor. İtalya’da geleneksel ürünlerden 140 adeti coğrafi işaretleme, 4 bin adeti ise lokal üretim başlığı altında üretiliyor. Önemli olan üretilen gıdanın hangi kalitede üretildiği değil, kesin ve kesin gıda güvenliği kriterleri taşıyarak hijyen şartlarına uygun olarak üretilmesidir. Kalite, üretim yapan firmanın teknik ve finansal özellikleri ile bağlantılıdır. Bir gıdanın güvenli bir şekilde üretilmesinde işletme büyüklüğünün önemi yoktur” dedi.

TRUEFOOD Projesi’nin temel amacının geleneksel gıda ürünlerini belirlemek, bunların hijyenik ve güvenilir koşullarda üretilip üretilemediğini araştırmak ve geleneksel gıda ürünü üretimini kontrol altına almak olduğunu söyleyen Us, “Projenin sonuçları geleneksel gıdaların modern endüstri metotları ile üretilebileceği ve tüketiciye hijyenik ve güvenilir gıda teminin sağlanabileceğini göstermektedir” diye konuştu.

“Standardına göre üretildiğinde kokoreci AB ülkelerine de satarsınız”
Türk tüketicilerinin merakla beklediği “AB’ye girersek Kokorecimize ne olacak?” konusuyla ilgili bilgi veren Us, “Kokoreç dahil pek çok geleneksel ürünümüz AB standartlarında üretilmiyorsa AB’ye girdiğimizde yok olacak. Sadece AB standartları değil, Tarım Bakanlığımızın standartlarına göre de yiyeceklerin açıkta, sağlıksız koşulanda üretilip satılması yasak. Şalgam, boza, salça, sucuk, tarhana gibi geleneksel ürünlerimiz ambalajlandı ve etiketlendi. Dönere ilişkin bir standart getirildi. Bu standardı biz koyduk, geleneksel üründe standardımızı zaten biz belirleriz. Aynısını Kokorece de yapabiliriz. Nereden alındığı, nasıl satıldığı denetlenip belli bir izne tabi olarak üretilmeli. Sağlıklı ve uygun koşullarda üretildiğinde kokoreci AB ülkelerine de satabilirsiniz. Bu konuda düzenlemeler yapılmalı, evlerde bağırsak sarılarak satılan kokoreçler kalmayacak, kokoreci üreten fabrikalar olacak. Sağlıklı koşullarda üretildiği sürece ise kokorecimiz ve geleneksel ürünlerimiz bizim olmaya devam edecek” şeklinde konuştu.

Ürünlerin ambalajlanması ve etiket bilgilerinin en az hijyen kadar önemli olduğuna dikkat çeken Melek Us, “AB yolunda ilerleyen bir ülke olarak geleneksel ürünlerimizle övünüyoruz. Bunları korumak hepimizin arzusu, geleneksel gıdalarımızın korunmasını istiyorsak öncelikle bu ürünleri belirlemeliyiz. Genelde küçük boy işletmeler tarafından yapılan bu üretimin sürdürülebilmesi için bu firmalara belirli fonlar, finansman kaynakları yaratmalıyız ve bu ürünleri mutlaka hijyen standartlarında üretmeliyiz” diye konuştu.

“Ayran ve yoğurtta tüm dünyanın tanıyacağı bölgesel standart belirleyeceğiz”
Gıda ürünleri ilgili bütün dünyada uyulması gereken minimum standartları belirleyen Kodeks Alimentarious’un geçtiğimiz aylarda Yeni Zelanda’da yapılan toplantısında geleneksel içeceğimiz olan ayranın da gündeme geldiğini belirten Us, “Toplantıda 100’e yakın “fermente süt ürünü içeceği” için standart getiriliyordu. Bu ürünler içinde ayran yoktu. Biz bu ürünlerin 750 bin ton olan üretim ve tüketimin ülkemizde 2 misli üretilip tüketilen ayranı da bu listeye dahil ettik. Geleneksel ürün olduğu için bu üründe bölgesel standart geliştirilmesi tavsiye kararı alındı. Ayran ve yoğurda ilişkin bölgesel standart geliştireceğiz ve bu standart tüm dünyada tanınacak” dedi.

Rossi: “Geleneksellik innovasyona karşı değildir”
SPES GEIE TRUEFOOD Koordinatörü ve İtalya Gıda ve İçecek Dernekleri Federasyonu Direktörü Danielle Rossi ise yaptığı konuşmada, TRUEFOOD Projesinin 10 AB ülkesinin üye olduğu 21 milyon Avro bütçeli bir proje olduğunu söyledi. Geleneksel ürünlerinin devamlılığının sağlanması için olmazsa olmaz koşulun hijyen olduğuna dikkat çeken Rossi, İtalya’daki geleneksel gıda ve içecek cirolarının tüm gıda ürünlerinde yüzde 66’lık bir paya sahip olduğunu ifade etti. 2013’ten sonra tüm dünyada tarım ve gıda ürünlerinde korumacılığın ve devlet desteklerinin azalacağını vurgulayan Rossi, “Geleneksel gıdalar geçmişten gelen bir mirastır. Bunun da korunması gerekir. Geleneksellik hiçbir zaman innovasyona karşı değildir. İkisinin el ele verip birlikte düşünülmesi gereklidir” dedi.

Rossi, proje kapsamında paketlenmiş ürünlerin raf ömürlerini uzatmak ve korumak, ürünlerde yeniliklerin uygulanması, tuz tüketiminin azaltılması, bazı sebzelerde pestisid kullanımının kaldırılması, toksin gelişimini önlemek için yeni yöntemlerin denenmesi üzerinde çalıştıklarını ve başarılı sonuçlar elde ettiklerini bildirerek, “Biz İtalya’da geleneksel ürünlerde yaptığımız yeniliklerle ürünü hem pazarda daha fazla rekabet edebilir duruma getirdik hem de tadını bozmadık. Katma değerini arttırırken bu ürünlerin gelecek nesillere de taşınması önemli. Türkiye bu projenin içinde en aktif ülkelerden biri oldu” şeklinde konuştu.

Bu haber 4637 defa okunmuştur.

Delicious  Facebook  FriendFeed  Twitter  Google  StubmleUpon  Digg  Netvibes  Reddit
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları yazara aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek kullanılabilir.

Tarım-Gıda

TARSİM: "İklimsel değişimler tarım sigortasını zorunlu hale getiriyor"

TARSİM: Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) Genel Müdür Yardımcısı Haşim Altınözlü, küresel ısınma ve iklim değişimlerinin ta...

Egeli ihracatçılar üretime yönelik Ar-Ge altyapısını geliştiriyor

Egeli ihracatçılar üretime yönelik Ar-Ge altyapısını geliştiriyor Ege İhracatçı Birlikleri'nin yürüttüğü "İyi Tarım Yüksek Gelir Projesi"nin devamı niteliğindeki yeni projesi "İ...

Yerel Gözlem Haberleri

GUREL MEDYA LINKLER

Kobi Haber
Kobi Haber
Kobi Haber

Yazarlar

O gün 'Hayır' demiştim!29 Temmuz 2010

Haber Ara


Gelişmiş Arama