|
|
Anasayfa » Manşet
Cameron'dan Türkiye'ye büyük iltifatlar!
27 Temmuz 2010, 17:19
İngiltere Başbakanı David Cameron Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ni (TOBB) ziyaret etti. Cameron burada yaptığı konuşmasında, Türkiye'nin AB üyeliğini desteklediğinin altını çizdi, ve Türkiye'ye yönelik bir çok iltifatta bulundu.
İngiltere Başbakanı David Cameron, “Türkiye’nin kampın bekçisi olabileceğini ama çadırın içinde oturamayacağını söylemek son derece yanlış. O yüzden ben AB üyelik yolunda sizin en güçlü savunucularınızdan bir tanesi olacağım” dedi. İngiltere Başbakanı David Cameron, Türkiye’nin AB üyeliğini desteklediğinin altını çizerek, “Ben Türkiye’nin Avrupa’yı NATO müttefiki olarak savunma açısından neler yaptığını düşündükçe AB üyeliğine karşı sağladığı ilerlemenin şu anda böyle olması beni kızdırıyor. Benim görüşüm son derece açık. Türkiye’nin kampın bekçisi olabileceğini ama çadırın içinde oturamayacağını söylemek son derece yanlış. O yüzden ben AB üyelik yolunda sizin en güçlü savunucularınızdan bir tanesi olacağım” ifadelerini kullandı. Türkiye son derece önemli bir NATO müttefiki olduğunu vurgulayan Cameron, “Türkiye bizim her türlü terörizmle savaşmadaki karalılığımızı paylaşıyor. Biz sizin yanınızdayız ve elimizden geleni yapacağız. Müthiş bir müttefik olmakla kalmıyorsunuz aynı zamanda Doğu ile Batının birleştiği noktada son derece kendinize özgü bir pozisyona sahipsiniz” diye konuştu. TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, İngiltere’nin, Türkiye için her zaman öncelikli ortak olduğunu belirterek, “Şimdi önümüzde engelli bir yokuş var. 2009 yılında, dünya ekonomileri ortalama yüzde 5 küçüldü. Dünyada üretilen mal ve hizmetlerin toplam değeri 3.3 trilyon dolar azaldı. Küresel ticaret hacmi yüzde 25 geriledi. 27 milyon kişi işini kaybetti. Kısacası küresel kriz, arkasında büyük bir ekonomik ve sosyal sorun bıraktı” dedi. İngiltere Başbakanı David Cameron Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ni (TOBB) ziyaret etti. Cameron burada yaptığı konuşmasında, Türkiye’nin AB üyeliğini desteklediğinin altını çizdi, ve Türkiye’ye yönelik bir çok iltifatta bulundu. Cameron, burada bulunmasının bir nedeninin siyasi bir neden olduğunu belirterek, “Türkiye’nin AB üyeliğini desteklemek için burada bulunmaktayım. Bunun için gerçekten bir mücadelede bulunmak için buradayım” dedi. Avrupalı olmayan bir ülke ile karşı karşıya olduklarını söyleyen Cameron, “Tarihi, coğrafyası, ekonomisi, tarımı ve kişilerinin karakteri açısından Avrupalı olmayan bir ülkeyle karşı karşıyayız. İnsanları gerçekten hayranlık uyandıran insanlar ama bunlar hep farklı yönde. Ama bu ülke ne iddia ederse etse bile bir üye olamıyor. Bazı Avrupalıların Türkiye’yi tasvip etmelerine benziyor. Birleşik Krallığın Avrupa Birliğine katılımı öncesi böyle bir söz söylemişti. O yüzden biz kulübün dışında bırakılmak ne demektir biliyoruz. Ama bunların değişeceğini de biliyoruz. Ben Türkiye’nin Avrupa’yı NATO müttefiki olarak savunma açısından neler yaptığını düşündükçe AB üyeliğine karşı sağladığı ilerlemenin şu anda böyle olması beni kızdırıyor. Benim görüşüm son derece açık. Türkiye’nin kampın bekçisi olabileceğini ama çadırın içinde oturamayacağını söylemek son derece yanlış. O yüzden ben AB üyelik yolunda sizin en güçlü savunucularınızdan bir tanesi olacağım. Ve AB diplomasisini en üst düzeyde etkilemeniz gerektiğinin savunucusu olacağım. Gerçekten bunu gönülden destekliyorum. Birlikte Ankara’ya Bürükselin yolunu açmak için çalışmak istiyorum. Türkiye’nin AB üyeliği desteklemek için ticaret ve aynı zamanda güvenlik açısından sağlayabileceği ilerlemeleri gerçekleştirebilmek açısından mutlaka bunu yapmak istiyorum” şeklinde konuştu. Bilinçli olarak islam’ı yanlış anlıyorlar Üç tane grup olduğunu belirten Cameron, bunlardan bir tanesinin korumacılar olduğunu kaydetti. Türkiye’nin yükselişinin ekonomik bir tehdit olarak görüldüğünü ifade eden Cameron, “Bir fırsat olarak görmüyorlar” dedi. İkinci olarak da kutuplaşmış olanların olduğunu dile getiren Cameron, “Dünyanın tarihini medeniyetler çatışması prizmasından görüyorlar ve Türkiye’nin batı veya doğu arasında bir seçim yapması gerektiğini düşünüyorlar. Ve her ikisini de seçmenin bir seçenek olmadığını düşünüyorlar” ifadelerini kullandı. Üçüncü olarak da ön yargılıların bulunduğunu söyleyen Cameron, “Bu kişiler bilinçli olarak İslam’ı yanlış anlıyorlar ve gerçek İslam ve uç görüşlerin çarpıtılmış versiyonları açısından herhangi bir fark gözetmiyorlar. Aslında problemin İslam olduğunu düşünüyorlar ve İslam’ın getirdiği değerlerin hiçbir şekilde diğer dinlerle toplumlarla kültürlerle ve diğer değerlerle uyumsuz olduklarını düşünüyorlar. Bütün bunlar gerçekten yanlış. İngiltere’deki hükümet olarak ben bunların üstesinden gelme bunları yenme konusundaki uluslararası çabanın ön saflarında olacağım” şeklinde konuştu. Türkiye’nin büyümesinden korkanlar var Bu konuların her birinin tek tek ele alınması gerektiğini vurgulayan Cameron, “Öncelikle korumacılardan bahsetmek istiyorum. Her bir jenerasyonun serbest ticareti savunması gerekiyor. Biz hiçbir şekilde farklı değiliz. Ekonomik ilişkilerimizi geliştirirken Türkiye gibi bir ülkenin büyümesinden korkanlar var. Onlar dünyanın geri kalanından kendilerini çekmek ve izole etmek istiyorlar. Ama bence anlamıyorlar. Sonuçsuz bir oyun olarak görüyorlar. Gerçekten bunu sözlük anlamıyla düşünüyorlar. Bir ülkenin başarısının diğer bir ülkenin başarısızlığı olarak düşünüyorlar. Bizim ihracatımız büyürse başkasının ki azalır diye düşünüyorlar. Aslında Türkiye’den düşük maliyetli mal aldığımızda başarısız olduğumuzu düşünüyorlar. Türkiye’nin ihracattan elde ettiği faydaların Türkiye’de kalacağını düşünüyorlar. Ama biz bundan faydalanabiliriz” ifadelerini kullandı. Aslında ticaretin temel anlamının herkesin bundan faydalanması olduğunun altını çizen Cameron, “O yüzden korumacılara karşı bir şey söylemek istiyorum. Biz artık ticaretin önündeki engelleri kaldırmak için elimizden gelenleri yapıyoruz. Çok daha fazla çalışıyoruz, global bürokrasiyi ortadan kaldırmak için gümrük konusundaki bürokrasiyi ortadan kaldırmak için ve aynı zamanda ticaret raundunun tamamlanması için elimizden geleni yapıyoruz. 170 milyar dolar sağlayacak bu ticaret raundu. Dün G-20’de bunu nasıl daha ileriye götürebiliriz diye Türkiye’nin Başbakanıyla bunu görüştüm. Ve İngiltere’deki iş camiasını geliştirmek için neler yapabiliriz diye görüştüm” diye konuştu. Önümüzdeki 5 yıl içinde ticaret hacmimiz 2 katına çıkmalı Kurumlar vergilerini yüzde 24’e düşürdüklerini belirten Cameron, bunun G-7 ülkeleri arasındaki en düşük kurumlar vergisi olduğunu söyledi. Cameron, “G-20 de en rekabetçi kurumlar vergisi rejimine sahip olacağız ve artık iş kurmanın süresi de azalıyor. Yeni işlerin kurulmasını istiyoruz. Türkler çalışmak için iş yapmak, ziyaret için İngiltere’ye geliyorlar biz İngilizlerin artık gelişmekte olan yeni piyasalarda yatırım yapmasını istiyoruz. Vodafone, Tesco, HSBC hali hazırda Türkiye’de bulunan büyük İngiliz yatırımları. Ben çok daha fazlasını görmek istiyorum. Bu gün ticaret hacmimiz yıllık olarak 9 milyar doların üzerinde. Ben bunu önümüzdeki 5 yıl içinde iki katına çıkarmak istiyorum. Biz korumacıların hiçbir şekilde bu argümanı kazanmasına izin veremeyiz. Aslında gerçek ticaret en iyi zenginlik yaratıcısıdır. Ve biz burada ticaretin çok büyük bir ulus olduğunu düşünüyoruz. Ekonomilerde şu anda en büyük itici güç olacak unsur” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin birleştirici olabileceğini anlamıyorlar Kutuplaşmış olanların doğu ve batı arasında bir seçim yapılması gerektiğini düşündüklerini kaydeden Cameron, ”Türkiye’nin aslında son derece güzel bir birleştirici olabileceğini aslında anlamıyorlar. Çünkü doğu ve batı arasında bir seçim yapmak yerine Türkiye her ikisini seçti. Bu fırsatla yani doğu ve batını birleştirilmesi fırsatıyla Türkiye aslında bölgedeki ülkelerin daha fazla güvenliği sahip olmalar için çok daha fazla bir rol üstlenmiş” dedi. Türkiye bizim her türlü terörizmle savaşmadaki karalılığımızı paylaşıyor Cameron Türkiye’ye gelmesinin ikinci nedeninin güvenlik olduğunu vurgulayarak, “Türkiye son derece önemli bir NATO müttefiki. Türkiye bizim her türlü terörizmle savaşmadaki karalılığımızı paylaşıyor. Biz sizin yanınızdayız ve elimizden geleni yapacağız” dedi. Demokrasinin her zaman teröre karşı kazanması için ellerinden geleni yapacakların kaydeden Cameron, “Müthiş bir müttefik olmakla kalmıyorsunuz aynı zamanda Doğu ile Batının birleştiği noktada son derece kendinize özgü bir pozisyona sahipsiniz. Ben kendime şu soruyu soruyorum. Hangi ülkenin Afganistan’da uluslar arası çabaya gösterdiği taahhüt dünyanın geri kalanına bunu Müslümanlara karşı değil de terörizme karşı olduğuna dair bir mesaj gönderiyor. Nüfusunun çoğunun Müslüman olan hangi ülke ki uzun süredir köklü bir ilişkiye sahip İsrail’le aynı zamanda Filistin halkının haklarını savunuyor. Hangi Avrupa ülkesi İran’ın nükleer politikasını değiştirme konusuna onunu ikna etme açısından onu ikna etme açısından çok büyük bir şansa sahip. Tabi ki Türkiye. Afganistan’da olsun veya Orta doğuda olsun Türkiye gerçekten batının sahip olmayı umamayacağı bir inanırlığı ve güvenirliği sahip. Bu güvenirliliği ve inanırlığı Türkiye’nin kullanabilmesi için geldim. Bu sayede güvendiğimiz ve dünya çapındaki barışımız çok daha fazla artırılabilir” diye konuştu. Türkiye’nin ve İsrail’in dostluklarından vazgeçmemesini istiyorum Türkiye’nin daha fazla asker ve polis eğitimi yapma yönündeki planlarını memnuniyetle karşıladığını belirten Cameron, Türkiye’nin Afganistan’la son derece merkezi bir role sahip olduğunu vurguladı. Türkiye’nin bunu orta doğuyla da yapabileceğini söyleyen Cameron, şöyle devam etti: “Türkiye’nin bölgedeki ilişkileri hem İsrail’le hem de Arap dünyasıyla gerçekten paha biçilemez bir değere sahip. Hiçbir ülke böyle bir anlayışın geliştirilmesi için aynı potansiyele sahip değil. Gazze konusu Türkiye’nin İsrail’le olan ilişkisinde bazı zorlukları beraberinde getirdi. Ama Türkiye İsrail’in dostu arkadaşı. Türkiye’nin ve İsrail’in bu dostluklar vazgeçmemesini istiyorum. İsrail’in yardım gemisine yaptığı saldırı kesinlikle kabul edilemez. Gazze’de ki durum mutlaka değişmek zorunda. Gazze bir açık hava hapishane olarak kalamaz. Umarız önümüzdeki haftaki görüşmeler barışçıl olur.” İran konusunda Türkiye’nin yardımına ihtiyacımız var Türkiye’nin orda doğuda ki rolünün İran açısından da son derece önemli olduğunu vurgulayan Cameron, “İran uranyumu yüzde 20 oranında zenginleştiriyor. Ve bunun her hangi bir mantığı yok bomba yapmak dışında. Eğer İran’ın nükleer programı barışçılsa o zaman Uluslararası Atom Enerjisi Kurumunun denetlemesini neden izin vermiyor? İran neden yok etme konusunda İsrail’i tehdit ediyor. Bizim bu süreçte Türkiye’nin yardımına ihtiyacımız var. İran’a bizim uluslar arası toplumu tamamen bu sürece dahil etme konusunda ne kadar ciddi olduğumuz anlatması gerekiyor” diye konuştu. Türkiye ekonomimiz açısından son derece büyük önem taşıyor Türkiye’de çok büyük bir ruh olduğunun altını çizen Cameron, girişimcilik açısından endüstri açısından, ticaret açısından İngiltere ve Türkiye’nin son derece güçlü ilişki kurmasını istediğini vurguladı. İngiltere ve Türkiye arasında yeni bir ortaklık kurmak için geldiğini belirten Cameron, şunları söyledi: “Bence bu gerçekten ülkeniz için son derece stratejik öneme sahip. Başbakan sıfatıyla ilk olarak As içerisindeki en büyük 2 ortağımızı ziyaret ettim, şimdi ise Türkiye’deyim. Bana neden Türkiye diye soruyorlar ve neden bu kadar çabuk diye soruyorlar. Neden olduğunu size söyleyeyim. Çünkü Türkiye bizim ekonomimiz için son derece hayati önem taşımakta, güvenliğimiz için son derece büyük önem taşımakta. Siyasetimiz ve diplomasimiz için son derece büyük önem taşımakta. Hangi Avrupa ülkesi bu yılın başında yüzde 11 oranında büyüdü. Hangi Avrupa ülkesi 2050 yılına kadar dünyada en büyük en hızlı büyüyen ikinci ekonomi olacak? Ve hangi ülke Avrupa’da daha genç bir nüfusa sahip? Avrupa’da hangi ülke birinci sıradaki televizyon imalatçısı inşaat ve müteahhitlik sektöründe Çin’den sonra ikinci sırada geliyor. Tabi ki Türkiye.” Biz sizin Türkiye olmanızı istiyoruz Cameron, ön yargılar konusunda ise gerçek İslam ve aşırı İslam versiyonları arasında her hangi bir ayrım yapmayanların olduğunu vurgulayarak, “Aslında İslam’ın değerlerinin Hıristiyanlık veya Musevilik değerleriyle aynı değeri paylaştığını anlamıyor bu insanlar. Bunlar da hepsi barışçıl dinler. Türkiye’de son yıllarda büyük reformlar yapıldı. Biz sizin değerlerinizi bırakmanızı istemiyoruz. Biz sizin Türkiye olmanızı istiyoruz” dedi. Krizde 27 milyon kişi işini kaybetti TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, İngiltere’nin, Türkiye için her zaman öncelikli ortak olduğunu belirterek, “Şimdi önümüzde engelli bir yokuş var. 2009 yılında, dünya ekonomileri ortalama yüzde 5 küçüldü. Dünyada üretilen mal ve hizmetlerin toplam değeri 3.3 trilyon dolar azaldı. Küresel ticaret hacmi yüzde 25 geriledi. 27 milyon kişi işini kaybetti. Kısacası küresel kriz, arkasında büyük bir ekonomik ve sosyal sorun bıraktı” dedi. Avrupa Birliği’nin 6. büyük ekonomisi ve ortağı olarak Türkiye’nin de etkilendiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, ancak bu sıkıntılı dönemin izlerini korumacı politikalar izleyerek silinemeyeceğini söyledi. “Aksine, ticaretimizi daha da arttırmalı, daha yakın işbirliği yapmalıyız” diyen Hisarcıklıoğlu, Avrupa Birliği’nin refahını, gelecek olarak görüldüğünü dile getirdi. Şimdi yeni bir dünya düzeninin kurulduğunu vurgulayan Hisarcıkloğlu, “Bu yeni düzende biz, hem dünyada hem bölgemizde istikrar ve güven ortamı istiyoruz. Daha fazla ticaret yapmak ve birlikte zengin olmak istiyoruz. Bu anlayışla, genç ve kadın girişimcilerimizin önünü açmak ve onlara barış ve refah içinde bir dünya bırakmak istiyoruz. Bu bizim yeni nesillere borcumuzdur” diye konuştu. Yavaş çekim film gibi yürütülen AB katılım sürecinde hızlanmak istiyoruz Ticareti arttırarak çeşitlendirmeyi hedeflediklerini kaydeden Hisarcıklıoğlu, Türkiye’de daha fazla İngiliz yatırımları görmek istediklerini söyledi. Birleşik Krallık’ın, Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyerek açık görüşlü ve tarafsız olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, AB’nin bu kadar önemli bir üyesinin desteğini almanın Türkiye için çok değerli olduğunu belirtti. OECD, NATO, Avrupa Konseyi, G-20 üyesi olan Türkiye’nin, dünyanın ilk on ekonomisi arasına girmeyi hedeflediğini anımsatan Hisarcıklıoğlu, “Biz Türk iş dünyası olarak, bu hedef doğrultusunda, ’yavaş çekim’ film gibi yürütülen Avrupa Birliği katılım sürecinde hızlanmak, uyum ve katılım sürecimizi tamamlamak istiyoruz. Bu süreçte, artık Kıbrıs sorununun da çözülmesi için desteğinizi istiyoruz. Biz üzerimize düşeni yaptık” dedi. Vize eleştirisi Türkiye’nin dış ticaretinin yaklaşık yarısının AB üyesi ülkelerle gerçekleştiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, şöyle devam etti: “Mal satıyoruz, sattığımızdan fazlasını da alıyoruz, mallarımız AB ülkelerinde serbestçe dolaşıyor. Ancak, malın sahibine vize uygulanıyor. Avrupa Adalet Divanı vizenin kaldırılması gerektiğine karar verdi. Sattığımız veya satın aldığımız malların nakliyesinde kısıtlamalara katlanmak zorunda kalıyoruz. Taşıma kotalarını aşamıyoruz. Diğer taraftan, Avrupa Birliği’nin imzaladığı serbest ticaret anlaşmaları, asimetrik uygulamalara ve haksız rekabete yol açıyor. Bu sürece katılmak istiyoruz. Halbuki ortaklık ilişkimiz aslında, Türkiye’yi AB üyeliğine götürecek bir süreç olarak tasarlanmıştı. Biz Avrupa Birliği’nden bir ayrıcalık istemiyoruz, ama herhangi ayrımcı bir muameleyi de kabul etmiyoruz. Türkiye'nin ve Türk vatandaşlarının kazanılmış haklarının gözetilmesini istiyoruz. Biz bu anlayışla ilerlemek istiyoruz.”
Bu haber 4894 defa okunmuştur.
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları yazara aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan köşe yazısı/habere aktif link verilerek kullanılabilir.
 |
Manşet |
 |
|
|
|
|
Yerel Gözlem Haberleri
Yazarlar
|
Suçu bildirmekMasaya oturmak, terörü bitirmekYurtdışına alışverişlerinden vergi iadesiHAYIR demenin binlerce nedeninden birkaçı..Yakında sıcak parayı yeniden konuşmaya başlayacağızKaya gibi bir turizmcimiz..Allianoi krizine çözümReferandumda oyum neden "Hayır" olacakRamazan'ı Cennet'te yaşamak..Sendikalar Kanunu taslağında yapılan değişikliklerde son durum-5Böyle teğet geçmeye can kurbanIKEA ve Yaşar Bey'in ardından!Genç girişimciler kura faize değil talebe bakıyor08 Eylül 201008 Eylül 201008 Eylül 201008 Eylül 201008 Eylül 201008 Eylül 201008 Eylül 201008 Eylül 201003 Eylül 201003 Eylül 201003 Eylül 201003 Eylül 201003 Ocak 2010 |
|
|